Archive for 23 Şubat 2008, Cumartesi
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş’ye ait bazı hidroelektrik santralleri, Denizli Jeotermal Santrali ile Engil Gaz Türbinleri Santrali’nin özelleştirme ihalesi için 30 firmadan teklif aldı.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş’ye ait Tercan, Kuzgun, Mercan, İkizdere, Çıldır, Beyköy ve Ataköy Hidroelektrik Santralleri ile Denizli Jeotermal Santrali’nin “işletme hakkı verilmesi” yöntemi ile Engil Gaz Türbinleri Santrali’nin de “satış” yöntemiyle özelleştirme ihalesine katılmak üzere 30 firmadan teklif alındı. İhaleye katılacak firmalar ise şunlar:
Maren Ortak Girişim Grubu,
Redaş Elektrik Üretim Dağ.Paz.San. ve Tic. A.Ş
Kaya İnş.-Selen-Y Elektrik Ortak Girişim Grubu
Aşkale Çimento San. T.A.Ş
Palmet Enerji A.Ş
San-Sal İnşaat-Tesisat-Sanayi ve Tic. A.Ş
Kiler Alışveriş Hiz. Gıd. San. ve Tic. A.Ş
Özaltın İnş. Tic. ve San. A.Ş
Akfenhes Yatırımları ve Enerji Üretim A.Ş
Alem Enerji Üretim A.Ş
Türkerler İnş.Turizm Mad. Enerji Ürt.Tic. ve San. A.Ş
Cengiz Enerji San. ve Tic. A.Ş
Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş
Aksa Enerji Üretim A.Ş
Akdeniz İnş.ve Eğitim Hizmetleri A.Ş
Çalık Enerji Elektrik Ürt. ve Mad. A.Ş
Akça Enerji Üretim Otoprodüktör Grubu A.Ş
Erna Enerji İşletmeleri A.Ş
Yalınkaya Enerji Üretim A.Ş
Vaniköy Enerji Yatırımları Üretim ve Tic. A.Ş
Doğal-Dekar Enerji Ortak Girişim Grubu
Yade Elektrik Üretim ve Tic A.Ş
Bereket Enerji Üretim A.Ş
Karkey Karadeniz Elektrik A.Ş
Fırat Enerji Üretim Otoprodüktör A.Ş
Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş
Aksu Enerji ve Ticaret A.Ş
Habaş Sınai Ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş
Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş
Usluel Enerji Tesisleri Taahhüt ve Ticaret A.Ş
(ANKA)
Filed Under: Under:
Genel
Samsun’da, 200 milyon dolarlık bir yatırım olan ‘Alışveriş Merkezi Ve 5 Yıldızlı Otel Kompleksi’nin yapımına mart ayında başlanıyor.Eski otogar alanında yapılacak olan ‘Alışveriş Merkezi ve 5 Yıldızlı Otel Kompleksi’, 34 bin metrekarelik arsa üzerinde inşa edilecek. Kompleksin toplam inşaat alanı 160 bin metrekare, kiralanabilir alan 62 bin metrekareden oluşuyor ve binada 180 adet iş yeri bulunacak. Büyükşehir Belediyesi’nin 34 milyon dolara Acteeum Gurubu’na sattığı arsa üzerinde uygulanacak projenin toplam satış bedeliyle birlikte yaklaşık 200 milyon dolara mal olacak ve proje 2009 yılı Kasım ayında tamamlanacak.
Proje hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, inşaatın temelinin mart ayı içerisinde atılacağını söyledi. Alışveriş merkezinin 4 kattan oluşacağını, birinci katta 8 bin metrekarelik bir hipermarket bulunacağını belirten Yılmaz, bin 700 araçlık 2 katlık bir kapalı otoparkın bünyesinde yer alacak olan alışveriş merkezinde 7 salondan oluşan bir sinemanın faaliyet göstereceğini kaydetti.
Kompleks içerisinde yer alan 5 yıldızlı otelin zemin katla birlikte 18 kat ve 24 bin 500 metrekareden oluşacağını dile getiren Yılmaz, “Otel bünyesinde 164 oda, bin metrekarelik bir balo salonu ve 600 metrekarelik bir toplantı salonu, fitness center, roof restoran ve kışın camekan ile kapanabilen ısıtmalı bir yüzme havuzu bulunmaktadır. Projeye mart ayı içerisinde başlanılacak ve Kasım 2009′da tamamlanacak. En büyük kültür turizm ve sosyal proje diyebiliriz. Tamamlandığında bine kent sülietinin simge binası olacak” dedi. Yılmaz, projenin firmanın yapacağı inşaat masraf ve arsa bedeliyle birlikte yaklaşık 200 milyon dolara mal olacağını kaydetti.
Yunanistan’da meydana gelen depremlerin Fethiye-Burdur fay hattını da harekete geçirebileceği ve bu bölgelerde büyük bir depremin olma ihtimali SDÜ’lü araştırmacı tarafından da desteklendi.
Prof. Dr. Ahmet Ercan’dan sonra SDÜ Jeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fuzuli Yağmurlu da deprem ihtimalini doğruladı. Ancak Ahmet Ercan kadar karamsar olmadığını ve depremin kısa zamanda meydana geleceğini söylemenin yanlış olabileceğini söyleyen Fuzuli Yağmurlu, “Yunanistan’daki fay hattı Burdur-Fethiye hattını doğrudan değil ancak dolaylı yoldan etkileyebilir. Bu da deprem olasılığını azaltır.” dedi.
Yunanistan’da art arda yaşanan depremler sonrasında Türkiye’nin de etkilenebileceği fikirleri ortaya atılmaya devam ediyor. Geçen hafta Jeofizik Mühendisi Ahmet Ercan’ın basına yansıyan kesin deprem olacağı söylentileri, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyelerinden Fuzuli Yağmurlu tarafından fazla karamsar bulundu. SDÜ Jeoloji Anabilim Dalı Başkanı Yağmurlu, Yunanistan’daki depremin Fethiye-Çameli-Burdur hattını ancak dolaylı olarak etkileyebileceğini yani kesin deprem olmasına kesin gözle bakılamayacağını açıkladı. Burdur Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Duygulu’yu ziyaret ederek deprem riski hakkında bilgi veren Yağmurlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burdur’da son 100 yıl içinde 3 büyük deprem yaşandığını ancak hepsinin de yerinin farklı olduğunu hatırlatan Yağmurlu, “Fethiye-Burdur hattı kadar Türkiye’nin kuzeyinde uzanan hatlar da risk taşıyor. Ancak bu riskler her zaman vardır. Bazen çok uzaktaki bir deprem tetikleyici rol oynayabilir.” şeklinde konuştu.
Akdeniz bölgesinde 20 yıla yakındır incelemelerde bulunduğu bilinen Prof. Dr. Fuzuli Yağmurlu, Eğirdir’in Barla Kasabası yakınlarında günlerce süren sarsıntıların büyük deprem riskini azalttığını da söyledi. Eğirdir ve Barla civarında bundan sonra 5′ten büyük deprem beklemediklerini vurgulayan Yağmurlu, “Burdur’da bu yüzyıldaki kırılmalardan sonra deprem riski merkezde azalıyor. 7 şiddetinde bir deprem meydana gelse bile Burdur’un iç kesimlerinde dışından daha az hissedilir. Burdur Belediyesi 71 depremi sonrası depreme karşı tedbirlerini daha sıkı tuttu. İnşaatların kontrolü artırıldı. Sertifikasız ustaların büyük ve kamuya ait binalarda çalıştırılmasına izin verilmiyor. Bu yönü ile Burdur bölgeye örnek bir ildir. Vatandaşlarımız aşırı tedirgin olmak yerine ellerinden geldiğince tedbir alsın.” diyerek sözlerini tamamladı.
Filed Under: Under:
Genel
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye’de kalfa, usta olamayanların müteahhit olup mesleğin kimyasını bozduklarını kaydetti.
Bayraktar, dün Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından düzenlenen ve sektör temsilcilerinin katıldığı değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, günümüzde hala inşaat sektöründe bir kısmı geçmişten devralınan, bir kısmı kanun ve mevzuatla ilgili, bir kısmı da sektörün kendi içindeki unsurların etkisiyle oluşan sıkıntılar bulunduğunu söyledi. Bayraktar, Türkiye’de usta, kalfa olamayanın müteahhit olabildiğine dikkat çekerek, mesleğin Türkiye’deki imajının bozuk olduğunu belirtti. Bayraktar, “Müteahhitlik mesleğini arındırmak ve daha saygın hale getirmek için el birliği içinde daha çok gayret etmeliyiz. Herkesin müteahhitlik yapabilmesi, kaliteli üretimin önünde bir engel oluşturduğu gibi, müteahhitlik mesleğinin itibar kaybına da neden olmaktadır” dedi. Kamu İhale Yasası’na da değinen Bayraktar, 2003 yılında yürürlüğe giren kanunun bir takım avantajlara sahip olsa da bazı sıkıntılara yol açtığını, söz konusu kanunda bir takım değişiklikler yapılmasının söz konusu olduğunu aktardı.
Filed Under: Under:
Genel
Toplu Konut İdaresi (TOKİ), alt gelir grubuna yönelik konutlar için başvurulara kolaylık sağlamak amacıyla aranan azami gelir sınırını yükseltti.
Alt gelir grubuna yönelik konutlara daha fazla sayıda vatandaşın başvurabilmesi için azami net aile geliri şartı, ekonomideki gelişmelere bağlı 1090 YTL’den yüzde 23,85 artırılarak 1350 YTL’ye yükseltilirken İstanbul için bu tutar, geçim standardının yüksekliği nedeniyle 2 bin YTL olarak belirlendi. İstanbul için azami aile geliri sınırı, yüzde 48,14 artırıldı. Böylece, özellikle memurlar için yeniden ucuz konut yolu açılmış oldu.
Azami gelir sınırı belirlenirken ailede bir memur, bir asgari ücretli bulunduğu kabul ediliyor.
TOKİ Başkanı Bayraktar, TOKİ’in öncelikli hedefinin yoksul ve dar gelirli kesim olduğuna dikkati çekerek zengin kesime de sosyal konutlara kaynak sağlamak amacıyla konut yaptıklarını söyledi. Bayraktar, “Fakire fukaraya verelim diye konut yapıyoruz, zenginler gelip buradan konut alıyor” yakınmasında bulundu.
İstanbul’da yaka şartı
İstanbul’da alt gelir grubu için satışa çıkardıkları 300 konuta 3 bin başvuru geldiğini belirten Bayraktar, bu konutların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını çok önemsediklerini söyledi. Gerçek sahiplerine gitmesi için İstanbul Tuzla’da satışa çıkardıkları 980 konuta başvuru şartlarını ağırlaştırdıklarını kaydeden Bayraktar, “5 yıldır İstanbul’un Anadolu yakasında oturma şartı getirdik. Veya 2 yıldır Anadolu yakasında çalışıyor veya 2 yıldır Anadolu yakası nüfusuna kayıtlı olması lazım. Silivri’den birisi gelip Tuzla’da konut almasın” diye konuştu.
Alt gelir grubuna yönelik mümkün olduğunca çok proje uygulamak istediklerini kaydeden Bayraktar, İstanbul Tuzla’da 3 bin, Kayabaşı’nda 3 bin konutluk projeler başlatacaklarını, Diyarbakır ve İzmir’de de proje hazırlıklarının olduğunu açıkladı.
4-5 bin YTL peşinat
Alt gelir grubuna yönelik projelerden konut almak isteyenler, 4-5 bin YTL peşinat ödüyor. Taksitler konut tesliminden sonra başlıyor ve 15 yıl vade uygulanıyor. Taksitleri de projeye göre 280-300 YTL’den başlıyor. Bu projelerden konut alan vatandaşlar, konutun borcu bitene kadar konutu devredemiyor ve ayrıca ikamet şartı aranıyor. TOKİ’nin yoksul ve alt gelir grubuna yönelik konut projelerine, genellikle konut sayısının 3-4 katı başvuru oluyor. Bazı illerde bu, konut sayısının 10 katına kadar ulaşıyor. Net hane geliri sınırının yükseltilmesi ile daha fazla vatandaş başvuru imkânına kavuşurken kazanma şansı azalacak.
2008′de kendinden söz ettirecek milyonlarca dolar değerindeki konut projeleri, “Konut ve İşyeri Fuarı”nda görücüye çıktı. Bu yıl 10′uncusu düzenlenen ve 200′e yakın projenin tanıtıldığı “Konut ve İşyeri 2008″, dün CNR’da kapılarını açtı. 4 gün sürecek olan ve 40 bin ziyaretçinin beklendiği fuara, Bulgaristan, Dubai, İsrail ve İspanya’dan yabancı ziyaretçiler de bekleniyor.
Dumankaya İnşaat fuardaki standında, kentsel dönüşüm bölgesi Kartal’da 100 milyon dolarlık Dumankaya Vizyon Projesini ilk defa tanıttı. Mimar Zaha Hadid’in projelendirdiği kentsel dönüşüm projesine komşu olan, Tago Mimarlık ve Japon mimar Tatsuya Yamamoto imzasını taşıyan proje, 33 katlı ve 24 katlı iki rezidans bloğu ile 18 katlı bir ofis bloğundan oluşuyor.
Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dumankaya, dairelerin metrekare fiyatlarının 2 bin 700 YTL’den başlayarak 4 bin 500 YTL’ye kadar çıktığını belirtti.
200 milyon YTL’lik proje
Teknik Yapı da, Uprise Elite konut projesini ilk kez fuarda tanıtıyor. 30 bin metrekarelik bir alanda inşa edilecek proje, 3 yüksek blok, 1 rezidans ve ekolojik sıra villalar olmak üzere 750 daireden oluşuyor. Eston Yapı ise, fuarda 4 bin bahçeli evden oluşacak Eston Deniz Projesi, bin daireden oluşan Eston Reşitpaşa Evleri Projesi ile 2 bin bahçeli evden oluşacak Eston Şehir Projesi’ni sergiliyor. Cer Yapı ise ilk konut projesi Bayramoğlu’ndaki Galatown ile fuarda yerini aldı. Mimart Yapı da, Bahçeşehir’in yanında nisanda başlayacağı yeni projesi “Armina Park”ı tanıttı.
ANKARA - Enerji Bakanlığı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile ikinci bilgilendirme toplantısını yaptı. Yerli ve yabancı firmaların yoğun katılımının bulunduğu toplantıda Sinop’a yapılacak nükleer teknoloji merkezi hakkında bilgi verildi. Yer lisansı hazır olmadığı için santral kurulması için bir yıl daha beklenecek.
Bu nedenle ihalede öncelik Mersin-Akkuyu’da olacak. Ancak Sinop’a kurulacak Nükleer Teknoloji Geliştirme Merkezi için şimdiden çalışmalar başladı. Burada araştırma reaktörleri, yakıt üretim ve eğitim tesisleri yer alacak.
TAEK Başkanı Okay Çakıroğlu, Türkiye’nin bu tesislerinin İran ile karşılaştırılmasına karşı çıktı. Çakıroğlu şöyle konuştu: “Bizim sözlerimizi başka ülke ile karşılaştırmak yanlış. Uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımızı kullanırız. Bunun için kimseye danışmayız. Başka ülkelerin problemleri ile ilgili değiliz. Hiçbir baskı yok, gelişimimiz zaman zaman neyi emrediyorsa yapacağız.”
GÜLER: MACERA PEŞİNDE DEĞİLİZ
Enerji Bakanı Hilmi Güler, özel sektörün ihaleye yoğun ilgisi olduğunu söyledi ve güvenlik konusunda garanti verdi: “Denenmemiş teknolojiyi kabul etmeyeceğiz, macera peşinde değiliz.”
Nükleer santralde daha önce 21 Şubat’ta ihale ilanına çıkılacağı açıklanmıştı. Ancak yönetmelik henüz yayınlanmadığı için bu süre 1-2 gün sarkabilir. İhaleden sonra firmaları en fazla zorlayacak süreç başlıyor. TAEK’ten yapım lisansı alınması için görüşmeler yapılacak.
Türkiye’de ilk etapta toplam 5 bin megavatı bulan üç adet nükleer santral kurulması planlanıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “7 Tepe 7 Tünel Projesi” kapsamında 4 Temmuz 2007’de düzenlediği Sarıyer-Çayırbaşı Arası Karayolu Tüneli İnşaatı işi ihalesine altı firma teklif verdi ve ihaleyi Öztaş İnşaat Malzemeleri Ticaret A.Ş. kazandı. Yakında çalışmaları başlayacak olan Sarıyer-Çayırbaşı arasındaki 4 bin 100 metre uzunluğundaki tünel yol, 158 milyon 880 bin 699 YTL’ye mal olacak. Tünel yolun 29 Mayıs 2009’a kadar hizmete girmesi planlanıyor.
Öte yandan, Fulya-Levazım arası karayolu tüneliyle ilgili ihale sürecinin tamamlanmak üzere olduğu belirtilirken, yapımı yaklaşık iki yıldır süren Kağıthane-Dolmabahçe tünel yolunun ise yıl sonuna kadar hizmete girmesi hedefleniyor. Tünel yol çalışmalarıyla araçların trafiği etkilemeden gidecekleri yere ulaşması amaçlanıyor.
Çakırlar Şirketler Grubu, Bodrum’da 20 milyon dolarlık yatırımla ’Gardens of Babylon’ projesinde, Babil’in Asma Bahçeleri’nden esinlenerek 74 rezidans, 22 butik otel dairesi ve 28 göl villası inşa ediyor. Projenin 2009’da tamamlanması planlanıyor. Şirketin hedefi ise, bu projenin benzerlerini; İstanbul, Sırbistan Karadağ ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fujiera bölgesinde de yapmak.
Konsept yeni
Çakırlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır, bu konsepti zincir haline getirmek istediklerini belirterek, “Turizmi ’her şey dahil’ kıskacından çıkarmak istiyoruz. Bunun için Bodrum’da butik otel ve rezidans projesini birleştirdik. Amacımız burayı 12 ay yaşatmak” dedi. 2007 yılının başında yatırıma başlanan Gardens of Babylon Projesi’nin konseptinin belirlenmesinde arazinin eğiminin önemli bir etken olduğunu aktaran Çakır, “Yaptığımız araştırmalar sonucunda buna benzer bir konseptin Türkiye’de ve dünyada yapılmadığını gördük. Read More
Müteahhitlik sektörü 2008′de yüzde 15′lik bir büyüme bekliyor. 2007′de yurtiçinde aradığını bulamaylan sektör yurtdışında ise ciddi bir atılım yaptı. 68 ülkede 105 milyar dolarlık iş üstlenilirken, 4 bin 200′e yakın projede de Türk müteahhitleri görev aldı.
2007 yılını ekonomik çalkantıların izleri ve kamu yatırımlarındaki kesintiler nedeniyle sorunlu geçiren müteahhitlik sektörü, 2008′de büyüme umudunu “kamu-özel işbirliği” modeliyle yapılacak yatırımlara bağladı. Sektörde, 2008 yılında yüzde 15 büyüme beklentisi bulunurken yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde de 20 milyar dolarlık bir hedef belirlendi. Ancak dünya ekonomisindeki belirsizlikler, Türkiye’deki enflasyon oranlarındaki artış, geleceğe dönük ekonomik ve siyasi kaygıların artması sektöre dönük talebin gerilemesine neden olabilecek temel unsurlar olarak görülüyor.
Müteahhitlik sektörü, 2007 yılını, kimilerine göre durgun, kimilerine göre bazı açılardan oldukça olumlu geçirdi. İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası’na göre (İNTES) ise 2007 yılında sektördeki konut yatırımları 2005′e göre düşmekle birlikte yine de ön planda yer aldı. Malzeme fiyatlarındaki artışa karşın, yap-işlet-devret ve enerji projeleri sektör için önemini korudu. Ancak kamu kesimi yatırımları durma noktasına geldi. Türkiye Müteahhitler Birliği de sektörün 2007′yi 2006 yılına göre durağan geçirdiği görüşünde. Dünyadaki çalkantının Türkiye’de de kendini göstermesine bağlı olarak 2007′nin son çeyreğinden itibaren en düşük büyüme rakamları ortaya çıktı. 2007 yılının ilk çeyreğinde sabit fiyatlarla yüzde 16,5, ikinci çeyrekte yüzde 15,7 büyüyen sektör, üçüncü çeyrekte ise yüzde 5,4′lük büyümeyle yetinmek zorunda kaldı.
2008′de riskler de var, fırsatlar da
2007 yılını önceki yıllara göre daha durağan geçiren sektör, 2008 yılında hem risklerin hem de fırsatların bulunduğuna dikkat çekiyor. Sektörün temsilcilerine göre, 2008′de gayrimenkul taleplerini etkileyecek başlıca riskler şunlar:
- Türkiye’de ve dünyada yaşanan belirsizlikler.
- ABD’nin faiz oranlarını düşürmesi.
- Avrupa Birliği ülkelerinde enflasyonda görülen artış.
- Dünya gıda fiyatlarındaki yükselme seyri.
Türkiye’nin sınır ötesi bir operasyona girişmesi.
- Geleceğe dönük ekonomik kaygılar.
Müteahhitler, yukarıda sıralanan risklere karşı önlem alınması durumda sektördeki büyümenin devam edeceği görüşünde. İNTES’e göre müteahhitlik sektöründe konut yatırımları artış hızı azalsa da artış trendi 2008 yılında devam edecek, özellikle de toplu konut yatırımları inşaat sektörüne ivme kazandıracak. Raylı sistem yatırımları ve enerji sektöründe gerçekleşecek projelerle öncelik verilmesi beklenen sulama yatırımları, sektörü 2008 yılı için heyecanlandıran alanlar arasında bulunuyor. Sektörün iki büyük temsilcisi İNTES ve Türkiye Müteahhitler Birliği, faiz dışı fazla hedefinin sürdürülmesi nedeniyle yatırımlara sınırlı kamu kaynağı ayrılması uygulamasının süreceği düşüncesiyle, yönünü “kamu-özel ortaklığı ile hayata geçirilecek projelere” çevirmiş durumda. Söz konusu projelerin, sektördeki durgunluğu gidereceği ve ortalama yüzde 15′lik bir büyümenin sağlanabileceği görüşü hâkim.
Yurtdışında hedef 20 milyar dolar
2007 yılında, yurtiçinde aradığını bulamayan sektör, yurtdışında ise ciddi bir atılım yaptı. İNTES’in verilerine göre şu ana kadar 68 ülkede yaklaşık 105 milyar dolarlık iş üstlenilirken 4200′e yakın projede de Türk müteahhitleri görev aldı. Sektör, yurtdışında 2003′te 3.55 milyar dolar, 2004′te 6.53 milyar dolar, 2005′te 9.79 milyar dolarlık müteahhitlik işi üstlenirken bu rakam 2006 yılında 15.9 milyar dolara, 2007′de 19.5 milyar dolara ulaştı. İNTES, 2008′de yurtdışı müteahhitlik hizmetleri için önüne 20 milyar dolarlık bir hedef koyarken yapılan başarılı çalışmalara karşın projelerde yeterli düzeyde Türk işçisi çalıştırılamadığına dikkat çekti. İNTES, yurtdışında daha çok Türk işçisi çalıştırmak için SSK primleri ve vergilerinde işverenin teşvik yasası kapsamında değerlendirilmesini talep ediyor.
Sektörde kalite sorunu öne çıkıyor
Sektördeki en temel sorun, yapılan tüm çalışmalara karşın “kalite” olarak öne çıkıyor. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan ve temel ekonomi metni niteliğinde bulunan 2008 yılı programına göre de 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun’un sigorta güvencesine yer vermemesi ve uygulamanın 19 ille sınırlı tutulması nedeniyle yapı denetiminde yetersizlik sürüyor. Yurtiçi ve yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde ihtiyaç duyulan ve özellikle gelişmiş ülke pazarlarında daha yüksek miktarlarda işgücü istihdamını sağlayacak ustalık belgelendirmesi de yetersizliğini sürdürüyor.
Teminat mektubu sorunu aşılacak
Müteahhitlik sektörünü 2008 yılında yoğun bir program bekliyor. Hükümetin gündeminde, müteahhitlik sektörü için yapılacak 9 ana düzenleme bulunuyor. Bu düzenlemelerin başında da müteahhitlerin yurtdışı işlerinde temel sıkıntı kaynağını oluşturan “teminat mektubu” sorununun aşılması gelecek. Bu konuda, ilk aşamada Yurtdışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Konseyi tarafından kurulacak konuyla ilgili bir çalışma grubu faaliyete geçirilecek. İkinci aşamada da bankalar konsorsiyumu yoluyla çözüm bulmak için düzenleme yapılması öngörülüyor. Teminat mektubuna ilişkin karşılık oranlarının indirilmesi ve iç hukuk sisteminde teminat mektubuyla ilgili düzenlemelerin uluslararası hukuk kurallarına uygun hale getirilmesi de yapılacak diğer çalışmalar arasında bulunuyor. 2008 yılında yapılacak düzenlemeler arasında “söktörün ihtiyaç duyduğu alanlarda işgücünü artıracak eğitim programlarının geliştirilmesine devam edilmesi, sektörde mesleki yetkinlik, ölçme, değerlendirme ve belgelendirme sisteminin kurulmasına devam edilmesi, yurtdışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri sektöründe akreditasyon sistemi oluşturulmasına başlanması da” yer alıyor.
Yapı müteahhitliği kavramı geliyor
Bu yıl çıkarılması öngörülen yapı kanunu tasarısıyla yapı müteahhitliği tanımı getirilirken yapı müteahhitliğinin asgari çalışma koşulları da belirlenecek. Ayrıca yapı denetimi kanununda gerekli değişiklikler yapılarak, sorumluluk sigortası kurulacak. Kamu yatırımlarında bağımsız teknik müşavir kullanılmaya başlanması, sektöre yönelik bilgi sistemi kurulması çalışmalarına hız verilmesi, AB normlarında hazırlanan yapı malzemeleri yönetmeliğinin tamamlanması da hükümetin öngördüğü diğer düzenlemeler arasında bulunuyor.
Bu arada, Toplu Konut İdaresi son dönemde yaptığı açılımlarla inşaat sektörüne ciddi bir ivme kazandırdı. İdare, şu ana kadar 288 bin konut, 235 ilköğretim okulu, 74 lise, 49 anaokulu, 17 hastane, 66 sağlık ocağı, 282 ticaret merkezi, 61 spor merkezi, 227 de cami yaptı. İdarenin, önümüzdeki 4 yıl içinde 500 bin konuta ulaşma hedefi de sektöre ivme kazandıracak en önemli açılımlardan biri olarak görülüyor.
TÜRK MÜTEAHHİTLERİ ZİRVEYE OYNUYOR
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, Türk müteahhitlerin 68 ülkede üstlendikleri işlerle dünya müteahhitlik pazarında oldukça güçlü bir konuma ulaştığını söyledi. Yurtdışındaki iş hacminin son 5 yılda 10 kattan fazla arttığına dikkat çeken Eren, Türkiye’den 6 firmanın dünyanın en büyük 100 müteahhitlik firması arasında bulunduğunu ifade etti. Türk müteahhitlerin geçen yıl üstlendikleri projelerin ülkelere dağılımına bakıldığında, toplam iş tutarının dörtte birine eşdeğer olan 4.9 milyar dolarla Libya’nın birinci sırada yer aldığına dikkat çeken Eren, bunu 3.6 milyar dolarla Rusya Federasyonu, 1.9 milyar dolarla Katar, 1.6 milyar dolarla Türkmenistan ve 1.1 milyar dolarla da Kazakistan’ın izlediğini vurguladı.
2007′de üstlenilen işlerin sektörlere dağılımında yüzde 44,3 ile bina inşaatları, yüzde 25,9 ile ulaşım projeleri ağırlıklı bir yer tuttuyor. İş türleri itibariyle daha ayrıntılı bir değerlendirme yapıldığında, sırasıyla havaalanlarının (yüzde 14,7), ticaret merkezlerinin (yüzde 14,2), konut (yüzde 13,1) ve yol-köprü-tünel inşaatlarının (yüzde 9,2) ilk dört proje türü arasında yer aldığı görülüyor. İNTES’e göre kritik bir yıl olan 2007′de sektörün lehine olan şu adımlar atıldı:
- Sektördeki yüzde 5′lik stopaj oranı yüzde 3′e düşürüldü.
- Örtülü kazanç sorunu çözüme kavuşturuldu.
- Bazı kurum ve kuruluşlara karşı üstlenilen inşaat işlerinde KDV tevkifatı düşürüldü.
- Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri rejimi ve konseyi kuruldu.
Koçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Koçoğlu: 2008′de temkinli olmakta yarar var
“2008 yılının 2007′den çok farklı olmayacağını ama kamu yatırımlarında düşüş olacağını düşünüyoruz. Toplu konut yatırımları aynı şekilde devam edecektir. Önümüzdeki dönemde, yurtdışı işler daha ağırlıklı olacak. Giderek artan biçimde kamu yatırımları azalıyor. Ama diğer taraftan da yap-işlet devret ve enerji yatırımları öne çıkacak. Uluslararası dalganın Türkiye’ye çok fazla etkisini de öngörmüyorum, ancak Merkez Bankası’nın da belirttiği gibi çok fazla açılmamakta ve temkinli olmakta fayda var.”
TAV İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın: Dalgalanma işlere henüz yansımadı
“Biz TAV İnşaat olarak daha çok yurtdışı ağırlıklı olarak çalışıyoruz. Şu anda çalıştığımız belli projeler var ama genel olarak 2008 yılının 2007 yılından çok da farklı olacağını düşünmüyoruz. Henüz uluslararası dalganın etkilerini de görmüş değiliz. Önümüzdeki dönemde bu etkilerin boyutları ciddi düzeylere ulaşırsa, oturup ona göre bir değerlendirme yapma düşüncesindeyiz.”
Kargın İnşaat Yönetim Kurulu üyesi Burçin Kargın: Konut satışları 2007′de azaldı
”2008 yılının durgun geçeceğine inanıyorum. Amerika ve Avrupa merkezli olarak başlayan kriz Türkiye’yi de etkileyecek. Özellikle, ihale kanunu kapsamında düşük tekliflerin önüne geçilmemesi, hem sektörün hem de müteahhit firmaların zarar görmesine neden oluyor. Bu nedenle yasada gerekli düzenlemelerin yapılması ve firmalarla devletin zarara uğramayacağı bir sistemin kurulması gerekiyor. Konut satışları, 2006 yılında oldukça iyiydi, 2007′de ise kötü geçti. 2008 yılının ilk çeyrek rakamları açıklandığında durgunluğun devam ettiği görülecek. Ancak mortgage düzenlemesinin sisteme yerleşmesiyle bu alanda bir canlılık söz konusu olabilir.”
İsmail Çelik İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Çelik: Enerji sektöründe yoğunlaşmak gerekiyor
“Sektörde yurtdışı kaynaklı sıkıntıların yansıması olabilir. Bence müteahhitlik sektörü yönünü enerji sektörüne yoğunlaştırmalı. Diğer alanlarda eski tatminkârlık kalmadı. Bu nedenle başka alanlar üzerine yoğunlaşılmalı. Bir süredir, turizmde zaten sektör temsil ediliyordu. Enerji de ön plana çıkabilecek önemli alanlar arasında bulunuyor. Kamu-özel işbirliğiyle yapılacak çalışmalar da teşvik edici olabilir. Yapılan çalışmalarda inşaatın lokomatif sektör olduğu unutulmamalı. Şu anda ise inşaata bağlı olarak tüm ilgili sektörlerde bir çöküntü söz konusu.”
| İnşaat sektöründeki gelişmeler |
|
|
|
|
| Kamu yatırımlarının başlangıç |
Filed Under: Under:
Genel
İstanbul’da Zincirlikuyu’dan Maslak’a kadar olan bölge, New York-Manhattanvâri gökdelenlerle kaplanıyor. Bu bölgede arsa fiyatları milyar dolarlarla ölçülüyor. Böyle olmasına rağmen, bu bölgede, belediyelerin verdiği kat sayısını ikiye katlayan plazalar bile var. Altyapısı olmadan dikilen bu yapılar, müsamaha görüyor.
Maslak’taki gökdelenlerin en ön sırasında Oyakbank Genel Müdürlüğü’nün bitişiğinde, neredeyse yarım milyar dolarlık bir arsaya inşa edilmeye başlanan bir plaza ise, değil kaçak kat çıkma, binanın tamamını kaçak yapıyor. Tesadüfen işyerimin önünde olan bu plazada, ruhsat yok. Ama, kule vinçler kurulmuş, inşaat 4. kata gelmiş durumda.
Belediye resim çekiyor
Sarıyer Belediyesi kendi bölgesindeki tüm binaların resimlerini çekmeye başladı. İnsanlar bu bölgede belediyeyi görmeden çatı aktarması, sıva tamiri bile yapamıyorlar. Belediye kaçak inşaatı önlemek için bu tedbirleri aldığını söylüyor.
Halk, belediyenin haraç için hazırlık yaptığı fikrinde. Halk bu kurallara mecburen uyarken, çatısı akanlar çatılarını bile aktaramazken, bir taraftan ruhsatsız plaza inşaatları sürüyor.
Plaza inşaatında çalışanlar, ruhsat yok ama belediyeyle anlaştık diyorlar. Nasıl anlaştılarsa! İnşaatta ruhsat tabelası yok ama elektrik, telefon var. Birileri milyar dolar mertebelerinde arsa parası öderken, ruhsat alacağı kesinleşmeden devlete olan borcunu ödemezken, diğerleri aynı yerde nasıl oluyor da kaç kata varacağı bile bilinmeyen, deprem yönetmeliğini bile hiçe sayan plaza inşaatları yapabiliyor? Bu konunun sorumlusu, Büyükşehir mi? Sarıyer mi? Şişli Belediyesi mi? Bilmiyorum. Elektrik İdaresi ve Telefon İdaresi nasıl bağlantı yapmış? Belli değil. Değişen Türk Ceza Yasası’nın 184. maddesi, bu işleri kapsam dışı mı tutuyor?
Artık bu dümenlere bir son verilmesi lazım. Öte yandan, örneğin bu bölgede Oyakbank’ın seviyesini geçmemesi gereken plazalar müsamaha görmüş, her biri birer gökdelen halini almış durumda. Önümüzdeki bir tanesi de kamu arazisine soğutma kulelerini oturtma çabasında. Arsanın etrafını çevreledi bile.
Plazaların otoparkları yeterli değil. Otoparklar kiralanıyor. Otoparkların içine, izinsiz yıkama-yağlama servisleri oturtuluyor. Otoparklar işyerine dönüştürülüyor. Maslak’ta binlerce taşıt yollarda, kaldırımlarda park etmiş durumda.
Yol düzeni belirsiz olduğundan, araçlar mecburen ters yollara giriyor. Günde 2 kez kullanılan yüzlerce servis aracı rasgele park etmiş vaziyette. Trafik polisi hiç yok. Polise şikâyet ederseniz, 1 saat için tedbir alınıyor. Kimin ne yaptığı, niçin yaptığı belli değil.
Alt veya üst geçitler bitirilmeden açılıyor. Yeni açılan yolun asfaltı patlamış. Geçitler yapılırken, yayalar hiç düşünülmemiş; çevrede oturanlara hiçbir şey sorulmamış. Yayalar araçların arasında cambazlık yapıp kendilerine yol açmaya çalışıyor. Kamu kurumlarının, belediyelerin savunması var mı? Merak ediyorum.
Yaman TÖRÜNER
Adapazarı Merkez Belediye Başkanı Süleyman Dişli, orta gelir grubuna yönelik 1.020 konutluk ‘İdeal Kent’in ilk etabındaki 400 konutun temelinin yarın (bugün) atılacağını söyledi.
Başkan Dişli, Padişah Sofrası’nda düzenlediği basın toplantısında, toplu konut yapımı ile ilgili merakla beklenen açıklamayı yaptı. Dişli, 720 konutluk Korukent’in yapımının bir yıl gibi kısa sürede tamamlandığını, İdeal Kent’in de 10 ay gibi kısa sürede inşa edileceğini dile getirdi. 1.200 konutluk projenin ilk 400 konutun temel atma töreninin bugün yapılacağını belirten Dişli, 50 bin YTL ile 73 bin 500 YTL arasında değişen fiyatla satışa çıkarılacağını kaydetti. Dişli şu bilgileri verdi: “Korukent biraz üst sınıfa hitap ediyordu. Gelen istekler doğrultusunda orta sınıf için de çok uygun bir konut projesi geliştirdik. Bu konutları ucuz fiyata vereceğiz. Herkes bu konutlardan alabilir. Herhangi bir önşartımız yok. Gelen taleplere göre ikinci etaba başlayacağız. Konutlarımız 98 metrekare ile 123 metrekare arasında değişiyor.”
Dişli, göreve geldikten sonra belediye gelirlerinin yüzde 300 arttığını, ayrıca 130 milyon YTL bütçe dışı yatırım yaptıklarını sözlerine ekledi.
Kütahya’da dokuz kişinin hayatına mal olan kazayla ilgili bilgi veren TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, “Ray, 37 parça olmuş. Böylesi görülmemişti” dedi. Karaman, kazaya dair soruları yanıtlarken üç aydan beri trenlerde emniyet kemeri konusunu araştırdıklarını da açıkladı. Eğer uygulama hayata geçerse, TCDD dünyada ilk olacak. Karaman, dün son kaza ve yeni önlemlerle ilgili özetle şu bilgileri verdi:
Ray 37 parça: Ray 37 parça olmuş. Şimdiye kadar bu kadarı görülmemiş. Biz asıl rayın kırılma sebebini arıyoruz. Bunun için kırılan rayı üniversiteye incelemeye göndereceğiz. İTÜ ile görüşüyoruz. Ray analizi sonrasında kazanın nedeni net bir şekilde belli olacak.
100 yıldır bakım görmeyen ray var: TCDD’nin raylarda bakım yapmadığı eleştirileri doğru değil. Kütahya yolunun geçen sene martta bakımı yapıldı, sorun görülmedi. Fakat güney bölgelerinde 100 yıldır bakımı yapılmayan hatlar var. Bu hatlarda da sadece yük taşınıyor. Toplam 10 bin 200 kilometrelik demiryolu hattının 5 bin 200 kilometresini yeniledik. Diğer yollarda bakım eksikliği var. 2011 yılına kadar her yıl 50 bin ton ray alarak mevcut hatları da yenilemeyi hedefledik.
Yolcu güveni tam: Kazadan sonra yolcu sayısında düşme, rezervasyonlarda iptal yok.
Emniyet kemeri olsaydı…: Güvenliği daha da artırmak üzere trende emniyet kemeri için üç aydır çalışma yapıyoruz. Uluslararası Demiryolları Birliği’ne yazı yazdık. Dünyada demiryollarında emniyet kemeri kullanan ülke yok. Aslında trenlere emniyet kemeri koymamız lazım. Kütahya’da yaşanan kazada da emniyet kemerinin olmasının çok yararı olabilirdi.
İddialı ve kazalı yıllar
Karaman, koltuğuna 2003 yılında oturdu. Karaman döneminde TCDD, İstanbul’u deniz altından birleştirecek Marmaray, Londra’yı Çin’e bağlayacak İpekyolu Projesi, demiryolu taşımacılığının özel sektöre açılması gibi iddialı atılımlarla konuşuldu. Ama kurumu manşetlere taşıyan kazalar oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İETT’den TCDD’nin başına getirilen Karaman’ın dört yıllık görev süresi aynı zamanda son 25 yılın en büyük üç tren kazasına da sahne oldu. 57 kişi öldü. 204 kişi yaralandı. 2004′teki ‘hızlandırılmış’ tren kazasından sonra görevden alınan Karaman, 2005′te aklanarak geri döndü.
Filed Under: Under:
Genel
Napoli kentindeki çöp sorununun halen çözümlenememiş olması yüzünden İtalya, AB’ye ceza ödeme riskiyle karşı karşıya. Avrupa Birliği Komisyonu, İtalya’yı yazılı bir mektupla son kez uyardı. Mektupta, sokaklarda bekleyen tonlarca çöpün yurttaşların sağlığı ve çevre için ciddi bir tehdit oluştuğuna işaretle, sorunun bir ay içinde çözüme kavuşturulmaması durumunda, İtalya hakkında Avrupa Adalet Divanı’nda suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi. Bu ay ortalarına doğru da bir AB heyeti bölgede incelemelerde bulunmak üzere İtalya’ya gönderilecek. Uzmanlar, sorunun kısa sürede çözümlenememesi durumunda Avrupa Adalet Divanı tarafından İtalya’ya 600 milyon avro civarında para cezası kesilebileceğini ileri sürüyor.
İlgli Haber:
Napoli’deki Çöp Krizi Sürüyor
Kütahya’da meydana gelen dokuz ölümlü kazanın soruşturması devam ederken 2004 yılında Sakarya’nın Pamukova ilçesinde meydana gelen ‘hızlandırılmış tren kazası’ davası sessiz sedasız bitti. 41 kişinin öldüğü kaza için makinistlerden Recep Sönmez bir yıl üç ay hapis 733 YTL para, Fikret Sönmez iki yıl altı ay hapis, 1100 YTL para cezasına çarptırıldı. Tren şefi Köksal Coşkun beraat etti.
Karara hem makinistler, hem kazada yakınlarını kaybedenler itiraz edecek. Karar kesinleştiğinde bile bir süre tutuklu yargılandıktan sonra salıverilen ve işlerine geri dönen makinistler, tutuklu kaldıkları süre göz önüne alınırsa, hiç hapse girmeyebilir. ‘Hızlandırılmış’ tren projesinin sahipleri Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman da koltuklarında oturmayı sürdürüyor.
Hızlandırılmış tren kazasında adalet ‘ağırlaştırılmış’ bir bilirkişi raporu zincirinin ardından tecelli etti. Kazanın ardından 3.5 yılda lık Adapazarı 2′nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 23 kez duruşma yapıldı. Bilirkişi heyetleri 80 kilometre hızla gitmeleri gerekirken 132 kilometre hız yaptığı ileri sürülen makinistleri sekizde dört, yol tamirat yapmayan ve sinyalizasyon hatası yaptığı ileri sürülen TCDD yönetimini de sekizde dört oranında kusur buldu. Ancak bu kusurlar sonra defalarca oluşturulan bilirkişi raporlarında ayrı değerlerde gösterildi.
İrem’in babası oradaydı
Ölen İrem Candan’ın babası Alaattin Candan da dün 23′üncü kez mahkemedeydi. “Ben makinistlere zaten suç bulmuyorum” diyen baba, TCDD’nin sekizde dörtlük kusurunun ortada kaldığını, bu kusura da ceza verilip ‘şahsileştirilmesi’ni istedi.