Archive for 31 Ocak 2008, Perşembe

 

Astoria Alışveriş, Yaşam ve Eğlence Merkezi’nin Ziyaretçi Sayısı 1 Haftada 600 Bin Kişiyi Geçti

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

Astaş Gayrimenkul Yatırım ve Turizm A.Ş. tarafından Esentepe’de hayata geçirilen Astoria Alışveriş, Yaşam ve Eğlence Merkezi kapılarını açtığı 23 Ocak, Çarşamba gününden bu yana 600 bin’den fazla kişiyi ağırladı.

Kempinski Residences Astoria’nın 5 katında toplam 35.000m2’lik bir alanda dünyaca ünlü yerli ve yabancı markaları, lüks restoranları, sinema salonları, spa, sağlık ve spor merkeziyle seçkin ziyaretçilerine hizmet veren Astoria Alışveriş, Yaşam ve Eğlence Merkezi bir hafta da hedeflediğinin üzerinde ziyaretçi sayısına ulaştı.

Merkezi konumu, kişiye özel hizmet anlayışı, müşteri memnuniyeti için danışma merkezi ve eşsiz mimarisiyle Astoria, alışveriş ve yaşam tutkunuzu buluşturuyor. Hafta içi her gün ve hafta sonunda sürekli olarak farklı aktiviteler düzenleyen Astoria, alışverişin ötesinde eğlence ve yaşam merkezi oldu.

Astoria, modern, rahat, ferah ve gün ışığını içine alan bir ortamda keyifle alışveriş yapmak isteyen herkesi alışverişin ve eğlencenin yeni adresine bekliyor. Aileniz ile birlikte eğlenceli saatler geçirmek, farklı bir alışveriş zevki yaşamak için bundan sonra doğru adresiniz Astoria Alışveriş, Yaşam ve Eğlence merkezi olacak.

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Genel

529 Yıllık Cami Sel Sularından Kurtarılacak

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

camii.jpgEdirne’de Tunca Nehri’nin taşması sonucu sel suları altında kalan 529 yıllık Kasımpaşa Camii’nin kurtarılması için çalışmalara başlandı. Bulgaristan’ın baraj kapaklarını açması sonucu sel suları altında kalan yerleşim birimlerinin kurtarılması için nehrin kenarlarında topraktan setler yapıldı. Setlerin yapılmasından sonra Tunca Nehri’ne sınır durumdaki mahalleler büyük bir tehlikeden korunmuş oldu. Ancak nehre sıfır konumdaki 5 asırlık Kasımpaşa Camii, toprak set ile nehir arasında kaldı. Bakımsızlıktan harabeye dönen asırlık caminin zaman içerisinde minaresi yıkıldı. Minarenin bir bölümü ve iskeletinin ayakta durduğu Kasımpaşa Camii, kış döneminde Tunca Nehri’nin taşması sonucu sel sularına maruz kaldı. Her kış döneminde yaşanan bu manzaraya son verilmesi ve eski günlerine dönmesi için çalışma başlatıldı. Read More

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Genel

‘Türk Lokumu’ afiyetle yıkıldı…

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

turk-lokumu-haberi.JPG

İSTANBUL - Avusturya’nın başkenti Viyana’nın Karlsplatz semtinde bulunan Teknik Üniversite bahçesindeki ‘Turkish Delight’ (Türk Lokumu) birkaç gün gerilim yarattıktan sonra en sonunda kimliği belirlenemeyen kişilerce tahrip edilerek yıkıldı.
Aslında Olaf Metzel, heykeli Viyana’da kamusal bir alanda sergilerken büyük bir risk aldığının farkındaydı. Çünkü bu heykel, 26.04.2006 tarihli ünlü Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’a bile basılamamıştı. Gazete, heykelin haberini, heykelin fotoğrafıyla değil başörtülü bir büst ilüstrasyonuyla basmayı tercih etmişti.
Olaf Metzel, ilk kez Türk Lokumu’nu Rene Block’un küratörlüğünü yaptığı Belgrad’da gerçekleşen Halil Altındere ve Hüseyin Alptekin’in de katıldığı 47. Ekim Salonu’nda sergiledi. Hatta son dönemde çağdaş sanat koleksiyonuna başlayan Ömer Koç, Belgrad’da heykeli görür görmez satın aldı.
Belgrad’dan serginin haberi için o dönem çalıştığım Birgün gazetesine yolladığım ‘Türk Lokumu’ heykelinin fotoğrafını gazetenin kültür ve sanat editörü Evrim Altuğ yayımlamakta tereddüt etmedi. Hatta, Olaf Metzel, Frankfurter Allgemeine gazetesinin sansüründen sonra heykelin Türk basınında yayımlanmasında sakınca görülmemesine çok şaşırdı. ‘Türk Lokumu’, Metzel’in geçtiğimiz ağustosta Von Der Heydt Wuppertal müzesinde de sergilendi. Bu sergi için hazırlanan kitapta, ‘Türk Lokumu’ hakkında benim kaleme aldığım bir yazı yer alıyordu. Burada da sorun çıkmadı. Viyana’da Teknik Üniversite’nin bahçesinde sergilendiği ilk günlerde de… Basındaki haberlerde ‘provokasyonu ön plana çıkaran çalışmaları ile bilinen heykeltıraş’ olarak geçen Olaf Metzel, Münih Akademisinde profesör, kamusal alanda yaptığı projelerle tanınıyor. Viyana Teknik Üniversite öğrencisi Vedat Bayraklı tarafından ‘çirkin’ olarak nitelendirilen ve ‘değerlerimize hakaret eden’ heykelin beş farklı versiyonu bulunuyor. Bütün bu yaşananlar aslında yerli ve yabancı sanat dünyasının hiç de yabancı olmadığı hikâyeler…

Bildik bir hikâye
Örneğin Abidin Elderoğlu’nun İzmir Halkevi tarafından ona sipariş edilen bir resminin öyküsünde de başka bağlamda ama yine görsel ‘ahlaki değerler’ devreye girmişti. Elderoğlu’nun 1935 yılında sipariş üzerine bitirdiği ‘Ayrılış’ adlı kompozisyonunda, ön planda üçgen bir kompozisyon şeması içinde askere giden oğul, annesinin elini öperken, en önde çocuğu ve solda karısı ona üzüntüyle ama gururla bakmaktadır. İzmir Halkevi’nden gelen yetkililer yapıtı gördükten sonra üçgen kompozisyonun solundaki kadın figürünün göğüslerinin fazla dik olmasını eleştirirler. Onlara göre çocuk emziren bir kadının göğüsleri dik değil, sarkık olmalıdır. Sanatçı, yetkililerin resimde bu yönde bir değişiklik talepleri üzerine resmi onlara vermekten vazgeçer. Yıllar sonra yapıtı, İzmir Resim ve Heykel Müzesi’ne hediye eder.
1999 yılında New York’ta açılan Sensation sergisinde yer alan, Chris Ofili’nin fil dışkısından yaptığı Meryem Ana tablosu, başta kentin belediye başkanı Giuliani, katolik gruplar ve hayvan hakları savunucuları tarafından günlerce protesto edilir.
2006 yılının aralık ayında ise Türk Kadınlar Birliği’nin Edirne şubesi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 80. yıldönümü anasına Fatih Mahallesi’nde dikilen 400 kiloluk bronz, çıplak, ‘özgür ve çağdaş kadın heykeli’, gece vakti kimliği belirlenemeyen kişilerce halatla bağlanıp çekilerek kaidesinden koparılır.
Olaf Metzel’in heykelinin başına gelenler ne ilk ne de son olacak… Birtakım heykeller ya da resimler, hoyrat vandalist tavırlara maruz kalmaya devam edecek. Çünkü bir kültürel nesne olan sanat yapıtı, onu yapanın da içinde bulunduğu toplumun davranışlarını ortaya serer. O yüzden yapıt, bir kültürel aktivite bağı demektir. Chris Ofili’nin resmine saldıranlarla ilgili dediği gibi: “Resmimi savunmak zorunda hissetmiyorum kendimi… Bu resme saldıranlar resmimle ilgili kendi yorumlarına saldırıyorlar, benimkine değil…”
Von Der Heydt Wuppertal müzesi kataloğu için yazdığım yazıda da söylediğim gibi “Türk Lokumu heykeli, bir tereddüdün heykelidir. Heykelin kendisi tereddüde işaret etmektedir. Bu tereddüt yine moderniteye ilişkin bir duraksamanın, büyük bir dilemmanın kendisine aittir. ‘Turkish Delight’, seçimini kendini bir alegorinin uzun aralığına hapsetmekten yana yapar. İlerlemenin inişli çıkışlı başarılarının yarattığı huzursuzluğun bir semptomu olmayı tercih eder.” Her türlü tepkiye açık bir semptom olarak başka semptomlar üreterek ama her şekilde işlemektedir.

Batı ve Doğu’ya dair hayal kırıklığı
“Başı kapalı küçük kadın aynı zamanda çıplak… Çıplaklık ve başını örtme gibi birbirine zıt iki değer, aynı bedende, küçük bir kadın bedeninde, cinsellikten arınmış bir tasvirde olanca masumiyeti ve içtenliğiyle bize bakıyor. Neredeyse gülümsüyor… İçinde taşıdığı, gösterdiği iki kampın çekişmesine zıt bir dinginlik, bir huzur taşıyor. Bu küçük kadın, tereddüt etmeden, ona baktığımız andan itibaren bizi modernite üzerine
ilahi bir soruyla baş başa bırakacaktır. Üzerine bir giysi gibi giydirilmiş çıplaklığını tamamladığı türbanını, moderniteye ilişkin bu iki büyük kavramı, ‘çıplaklık’ı ve ‘örtünme’yi, birbirini yıkan, sadece kültürel değil, siyasal değeri üstünde taşır ve bu iki değeri birbirleriyle çarpıştırır ve aynı zamanda temsil ederken, Batı’nın Doğu’ya ilişkin bir hayal kırıklığını da, Batı’nın kibrini de, Doğu’nun direncini de, Batı’ya özentisini de; Doğu’yla Batı arasındaki tüm sembolik çekişmelere ve çelişkilere de ana-yurdu olacaktır. Bu küçük kadın, bu narin, son derece incelikli ölçüleriyle evrensel/tikel kutuplaşmasını, bu kutupların aynı bedende bir arada yaşamalarının mümkün olup olmayacağının da savaşını vermektedir. Bu iki kutbun birbirini tamamlaması mümkün müdür? Belki de mümkündür. Çünkü modernite kendisini tikel formunda olduğu kadar evrensel olarak da sunmuştur. Modernitenin kendisini gerçekleştirmesi süreci evrensel, bu gerçekleşmenin algılanması sürecinde de tikel bir karakter kazanmıştır. Belki de bu mümkün değildir… ‘Turkish Delight’, bu iki imkânsızı, tek bir bedende buluşturarak rasyonalite ve modernitenin tüm sıkıntılarını sergileme niyetini duyar. Aynı zamanda bu değerlerin içlerinde barındırdıkları dinamizmi de görünür kılma endişesi taşır. Hem soyunuk hem başörtülü küçük kadın heykeli, aslında bu anlamda giyiniktir. Bu kıyafet kesinlikle sadece Batı’nın bakışına, merakına, beklentisine göre tasarlanmamıştır.
(…)
Yapıt, türbanın kendi içinde, lokal bağlamda yaşadığı tüm çelişkili süreçlere ilişkin soruları ortaya atarken öte yandan evrensellik iddiası taşıyan değerlerin temsiliyetini de sorguluyor. Ve en önemlisi evrensellik söyleminin iddiasını; ayrıcalıklı bir hakikate ulaşma olasılığını taşımayarak, radikal ve çoğul bir demokrasi vurgusunu içinde taşıyor.”
(Ağustos 2007 basım tarihli Von Der Heydt Müzesi kataloğundan alınmıştır.)
Radikal Gazetesi - Ayşegül Sönmez

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Köşe Yazarlarından

İmarsız Mimarlığın Çekiciliği

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

Mimarlık bir “gösteri(ş) sanatı” mıdır, yoksa Fransız Mimarlık Yasası’ndaki deyişle kente ve çevreye “uyumlu katılım” mı?
Günümüzde, “biz en farklıyız” iddiasıyla pazarlanarak “en yüksek rantlar”ı sağlayan yapıların mimarları, açıkça söylemeseler bile “birinci”sine kapılmışlar. Topluma “başka bir dünya” sunan kimi projelerinin kente “uygunsuz”luğunu belirten meslektaşlarına diyorlar ki, “Mimarlığı(mızı) engellemeyin…”
Tarihin mimarlık ülkesi Türkiye’de, hâlâ bir “mimarlık yasası” olmadığı için dünyadan örneklerini verdiğimiz “ikinci görüş”ü savunanlar ise “uyumlu” katılımın koşulunu şöyle özetliyorlar: “Bireyci yapılaşma kararlarıyla değil, toplum, kent ve çevre yararına öncelik veren bir imar ve planlama düzeni içinde tasarım yapılmalı…”
Ne var ki bu evrensel doğru, ranta değil, “kente ve çevreye bağımlı”lığı gerektirdiğinden, bundan kurtulmanın sloganı da “Mimarlığın önünü açın…” oluyor…
Oysa “onurlu” mimarlığın önünü asıl tıkayanlar, toplumsal çıkarları ve yaşam haklarını gözetmeyen yapılaşma kuralları ile en yüksek emlak kazançlarını hedefleyen mimarlık yoksunu siyasi kararlar değil midir?
Ya da en kısa deyişle “imarsız mimarlık”tan nemalananlar…
Uluslararası ilkeler
Nitekim Mimarlar Odası’nda da imar disiplini yerine ‘ imarsız mimarlığın savunulması’ na aday olanlar, özgeçmişlerine “üyesiyim” diye yazdıkları UIA ( Uluslararası Mimarlar Birliği ) ilkelerini bile göz ardı edebiliyorlar.
UIA, kentsel ve çevresel yıpranmanın “küresel tehlike”ye dönüştüğü 90′lardan bu yana diyor ki: “Mimarlık özgür değil, bağımlıdır…”
Tüm dünyadanın aklı başında mimarlarının, “ne demek istedi”kleri de 1993′teki Chicago Kongresi’nde açıklanmıştı; “Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Bağımlılık” başlıklı kongre bildirgesini temel alan sayısız belgede yıllardır şu söyleniyor; “Mimarlar, toplumsal ve küresel sorumluluklarını meslek yaşamlarının odağına koymalıdırlar. Hükümetler bunu destekleyen yasalar çıkarmalı; mimarlık kurumları da aynı bağımlılığın yaşama geçmesini sağlamalıdırlar “…
Benzer şekilde, yine şimdi “mimarlığı(mızı) engellemeyin” diyerek, meslek odalarını yönetmeye aday olanların görev aldıkları UIA-2005/İstanbul Kongresi’nde de aynı bağımlılık vurgulandı.
“Kentlerle mimarlığın buluşma ilkeleri”yle ilgili sonuç bildirgesinde deniyordu ki; “İstanbul Kongresi, mimarlığın temel yükümlülüğünü, yaşamı ve çevreyi tahrip eden tüketim ekonomisinin yerine, yoksulluğu önleyecek üretim ekonomisi; toplumların kültürel kimliğini yok etmeyen ve öz kaynakların talanına izin vermeyen bir mimarlık ve çevre öğretisi (…) olarak belirler… ”
Kongrenin ardından toplanan UIA Genel Kurulu’nun, İstanbul’daki çevre ve toplum çıkarlarına aykırı güncel örneklerin de sorgulandığı “Kentsel Demokrasi” başlıklı kararı da aynen şöyleydi: “Kent üzerinde önemli etkiye sahip tüm mimarlık ve kent planlama projeleri demokratik, şeffaf ve kamu katılımına açık nitelikteki yasa ve yönetmeliklerle gerçekleştirilmelidir…” ( Karar No: 33 )
İşte bu evrensel çağrıya hem ev sahipliği yapmış, hem de çalışmalarıyla esin kaynağı olmuş bir meslek odasına, “imarsız yapılaşmaya karşı çıktığı” için “Mimarlığı seviyor mu” demek, ne anlama geliyor; açıklamaya bile gerek yok… ( Mimar Süha Özkan’la söyleşi, Melih Aşık, Milliyet/26 Ocak 2008 )
Hele, aynı söylemle oda yönetimine aday olup, başta belli ki “ayrıcalıklı imar beklentileri” olan medyayla birlikte, özellikle UIA’nın 33. kararına neden olan, siyasetin desteğiyle seçim kazanmaya çalışmak da nasıl bir meslek etiğidir; bunu da yanıtlamaya gerek yok…
‘Önde gelenler’(!)in oyları!
Geçen pazar, İstanbul’daki oda seçiminde “Mimarlık İçin Mimarlar” adıyla liste çıkaran “imarsız mimarlık”çıların, Cumhuriyet dışındaki gazetelere verdikleri ilanda deniyordu ki; “Türkiye’nin önde gelen 84 mimarının, ‘Mimarlığa yol açın!’ başlıklı deklarasyonunu destekleyen grupların üye sayısı birkaç bine ulaştı…”
Oy kullanan 2 bin 500 mimardan -onca geniş ittifaka rağmen- ancak 800 oy alabilen bu “önde gelen” mimarlar topluluğu, odayı eleştirme adına bakın ne demişlerdi: ” Mimarlar arasında ayrımcılık yaratıldı!..”

Ne var ki aynı listeye girmediklerinden “önde gelmeyen”(!) binlerce mimardan, örneğin Doğan Kuban gibi hocaların hocaları; Behruz Çinici ve Aydın Boysan gibi mimarlık emektarları; Niyazi Duranay gibi mimarlığın yurtsever sevdalıları; Cengiz Bektaş gibi mesleğin simge isimleri; Mete Tapan , Cengiz Eruzun gibi koruma kurullarında özveriyle görev yapanlar; Mehmet Konuralp gibi mimarlık hakları için kavga verenler; Orhan Şahinler gibi eğitimin onur abideleri ve diğer duayenler, seçim öncesindeki genel kurula bile katılmayan imarsız mimarlıkçılar için kürsüye çıkarak şunu söylediler: “Aralarında iyi bildiğimiz, hatta öğrencilerimiz de var; hayret!..”

Doğan Kuban ise bilgelik dokunulmazlığı içinde sözünü şöyle tamamladı: “Bu içeriksiz söylemlerin altına imza atmak, mimarlık adına ayıptır…” ( 26 Şubat 2008-Taşkışla )

Listenin anımsattıkları

Gerçekten de mimarlığımızın bu gibi saygın temsilcileri arasında yer alabilecekken, her nasılsa “imza atmış” kimi isimlerin dışında, listenin genel karakterine gelince:

“Mimarlık ve şehircilik çevrelerinde sorgulanan yapılaşmaları tasarlayanlar”; “Planlama ve imar hukukuna aykırı yapılaşma kararlarına dayalı projelerin müellifleri”; “Restorasyon adına tarihi yapıları yıkarak kullanım alanını arttırmayı amaçlayan dekoratif korumacılığın mimarları”; “yabancı isimli TOKİ sitelerinin ayrıcalıklı yaşam pazarlamasına mimari katkıda bulunanlar”… ve bütün bu göz kamaştırıcı ilişkilerin mimarlık olduğunu sanarak, meslekte “star”laşmanın büyüsüne kapıldıkları anlaşılan “genç taraftarlar”ı olarak tanımlanabilir…

Bir de elbette ki karikatür vb. “diğer” sanatlarda ustalaşmalarına rağmen, ‘önde gelen mimar’ sınıfında yer alabilenler…

Ne diyelim? Sadece İstanbul’a değil, tüm kentlerimize de geçmiş olsun… Çünkü örneğin başta İzmir olmak üzere, diğer Mimarlar Odası şubelerinde de imarsız mimarlıkçılar aynı söylemlerle ve benzer ittifaklarla aday oldular. Ne var ki “mimar”lardan aldıkları oy, kamuoyunda zorlamayla yaratılan “imaj”larının (!) çok gerisinde kaldı…

Cumhuriyet Gazetesi
Oktay EKİNCİ

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Köşe Yazarlarından

Selçuk Meryem Ana Evi Yanına, Türkiye’nin En Modern Yangın Gözetleme Kulesi Yapılıyor

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

selcuk-meryem-ana-evi-yanina-turkiye-nin-en-modern_o.jpgİzmir Orman Bölge Müdürlüğü, Selçuk ilçesindeki Meryem Ana Evi yanına, Türkiye’nin en modern yangın gözetleme kulesini yaptırıyor.
Sekizgen şeklindeki dört katlı kulenin ilk katında ormancılık tarihi müzesi, ikinci katta personel lojmanı, üçüncü katta turistler için seyir terası ve son katta yangın gözetleme merkezi olacak.

İzmir Orman Bölge Müdürü İbrahim Çiftçi, konuyla ilgili açıklamasında, projeyle, dünya Hristiyan âlemince kutsal sayılan Meryem Ana Evi’ne farklı bir misyon da yüklemek istediklerini bildirdi.

Başta Vatikan olmak üzere Avrupa’nın da uzun süre gündemini meşgul eden Meryem Ana Evi’nin de içinde bulunduğu Bülbül dağında, 2006 Ağustos ayındaki yangında ağır hasar gören Meryem Ana Yangın Gözetleme Kulesi, Türkiye’de ilk defa uygulanan bir mimari proje ve işlevle hazırlanarak küllerinin arasından yeniden inşa ediliyor. 20 Ağustos 2006 tarihinde Sarıkaya Tepesi’nde çıkan orman yangınında 350 hektar kızılçam ve fıstık çamı ormanı yanmış, Meryem Ana Evi’ni ziyaret etmekte olan binlerce yabancı turist de tehlike atlatmıştı. Saatte 40 kilometre hızla esen rüzgar, yüzde 5 nisbi nem ve 41.5 derece sıcaklığın etkisiyle yangın kısa sürede yayılmış, Bülbül dağı zirvesinde bulunan Meryem Ana Gözetleme Kulesi’ne kadar ulaşmış, son ana kadar kuleyi terketmeyen görevlilerse 5 dakika farkla canlarını zor kurtarmıştı.

Bülbül Dağı, aynı yıl ağaçlandırılırken, yangında ağır hasar gören gözetleme kulesi de yeniden yapıldı. Kuleye bu kadar özen gösterilmesinin sebebinin, sözkonusu yangının başta Vatikan olmak üzere Avrupa’nın gündemini uzun süre meşgul etmesi olarak gösteriliyor.

İzmir Orman Bölge Müdürü Çiftçi, “Projenin tamamı, müdürlüğümüzün mimar ve mühendisleri tarafından hazınlandı. Sekizgen şeklinde, içten merdivenli ve dört katlı yapılan kuleyi, yerli ve yabancı turistlere açacağız. İnşaatın yüzde 90′ı bitti. Kuleyi ve müzemizi ziyarete gelecek turistler, geçmişten günümüze teşkilatımızın faaliyetleri hakkında bilgi alırken orman sevgisi ve bilinci de pekiştirilmiş olacak” dedi.
(Cihan Haber Ajansı)

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler, Yeni Projeler

Osmaniye’nin Tehçi ve Dervişiye Köylerine Köy Konakları Yapılıyor

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

Osmaniye merkeze bağlı Tehçi ve Dervişiye köylerine köy konakları yapılıyor. 2007 Aralık ayı içinde başlayan köy konağı inşaatlarının her ikisinin de Mart ayı içinde bitirilmesi planlanıyor. Tehçi köyüne yapılan köy konağı inşaatında yüzde 40, Dervişiye köy konağında ise yüzde 50 fiziki gerçekleşme sağlandı.

 

Büyüklükleri 200 metre kare olan köy konaklarında bir muhtar odası ve çok amaçlı kullanım için bir salon bulunuyor. Köy sakinlerinin sosyal ve kültürel faaliyetlerini gerçekleştirmeleri, köylerde açılacak kurslara mekân olması bakımından köy konakları önemli bir yer tutuyor. İnşaatların en kısa sürede bitirilerek köy sakinlerinin hizmetine sunulması planlanıyor. (Cihan Haber Ajansı)

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler

İzmir’de Arıtma Sırası Yazıbaşı, Menemen ve Torbalı’da

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitisü’nün (İYTE) Urla ilçesindeki kampüsünde arıtma tesisini tamamlayıp deneme işletimine başladıktan sonra, sıra, Ayrancılar Yazıbaşı, Menemen ve Torbalıya geldi.
Başkan Aziz Kocaoğlu, açıklamasında, 20 Şubat’ta Menderes havzasında bulunan Ayrancılar Yazıbaşı ve Gediz havzasında Menemen, Mart’ta ise Torbalı biyolojik arıtma tesisi ihalesinin yapılacağını ifade etti.

Büyükşehir Belediyesi’nin Gediz, Nif, Menderes ve Karaburun yarımadası havzalarını kirlilikten kurtarmak için başlattığı arıtma seferberliği devam ediyor. İYTE Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ni tamamlayan, Urla Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin ise inşaatına devam eden Belediye, kurulacak 12 arıtma tesisini de birbiri ardına ihale ediyor.

Bayındır, Kemalpaşa ve Seferihisar arıtma tesislerinin ihalesini yapan Belediye, 20 Şubat 2008 tarihinde Menemen ve Ayrancılar Yazıbaşı biyolojik atıksu arıtma tesisleri için ihaleye çıkacak. Yazıbaşı Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, Menderes havzasındaki Ayrancılar, Yazıbaşı, Çapak, Kuşçuburun ve yakın yerleşim alanlarının atık sularını toplayıp arıtacak.

Ayrancılar beldesinde 53 bin metrekarelik alanda yapılacak tesis 30 bin kişi kapasiteli olacak ve 10 ayda tamamlanacak. Menemen Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi ise Gediz havzasındaki Menemen ilçesiyle Asarlık, Koyundere, Seyrek ve Günerli yerleşim alanlarının atık sularını toplayacak. 60 bin metrekarelik alanda kurulacak ve 2 ayda tamamlanacak olan tesis, birinci kademede 100 bin kişinin atık sularını arıtacak. (Cihan Haber Ajansı)

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler

Büyükşehir’den Büyük Çevre Hareketi

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

buyuksehir-den-buyuk-cevre-hareketi_o.jpgİzmir Büyükşehir Belediyesi, Büyük Kanal Projesi’nden sonra İzmir tarihinin en büyük ve önemli çevre yatırımlarına imza atıyor. Başlatılan çevre harekatı kapsamında peş peşe arıtma tesisleri inşa ediliyor. Bir türlü bitirilip hizmete alınamayan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitisü’nün arıtma tesisini tamamlayıp deneme işletimine başladıklarını anımsatan Başkan Aziz Kocaoğlu, “Şubat’ın 20’sinde de Menderes Havzası’nda bulunan Ayrancılar-Yazıbaşı ve Gediz Havzası’ndaki Menemen’in, Mart’ta ise Torbalı biyolojik arıtma tesisinin ihalesi yapılacak” müjdesini verdi. Başkan Kocaoğlu, “İzmir’in, Yarımada da dahil olmak üzere bu tarihi havzalarını kirlilikten kurtarmaya kararlıyız.” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Gediz, Nif, Menderes ve Yarımada havzalarını kirlilikten kurtarmak amacıyla başlattığı arıtma seferberliği sürüyor. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ni tamamlayan, Urla Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin inşaatını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, kurulacak 12 arıtma tesisini birbiri ardına ihale ediyor. Bayındır, Kemalpaşa ve Seferihisar arıtma tesislerinin ihalesini yapan Büyükşehir Belediyesi, 20 Şubat 2008 tarihinde Menemen, Ayrancılar-Yazıbaşı biyolojik atıksu arıtma tesisleri için ihaleye çıkacak. Sözleşmenin imzalanmasının ardından bu tesislerin yapımına başlanacak.

10 AYDA TAMAMLANACAK

Ayrancılar-Yazıbaşı Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi; Menderes Havzası’nda yer alan Ayrancılar, Yazıbaşı, Çapak, Kuşçuburnu ve yakın yerleşim alanlarının atıksularını toplayıp arıtacak. Ayrancılar beldesinde 53 bin metrekarelik alanda yapılacak arıtma tesisinin kapasitesi 30 bin kişi olacak. Tesis 10 ayda tamamlanıp işletime alınacak.
100 BİN NÜFUSA HİZMET VERECEK
Menemen Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi ise Gediz Havzası’nda yer alan Menemen ilçesi ile Asarlık, Koyundere, Seyrek ve Günerli yerleşim alanlarının atıksularını toplayaca/k. 60 bin metrekarelik alanda kurulacak arıtma tesisi birinci kademede 100 bin kişinin atıksularını arıtacak. Tesis 12 ayda tamamlanacak. (İhlas Haber Ajansı)

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler

Hindistan’ın En Zengin Adamı, Dünyanın En Pahalı Evini Yaptırıyor

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

altamount-road.jpgKişisel serveti 22 milyar dolar olan Mukesh Ambani’nin Bombay’daki ’da yaptırdığı cam kuleden evi 1 milyar dolara mal olacak. 4 bin 532 metrekare alan üzerinde inşa edilen kule kompleksinde 600 personel görev yapacak. Atlas Okyanusu’ndaki hayali bir ada olan “Antilia” adı verilen kule içinde eğlence merkezleri, sağlık kulübü, yüzme havuzu ve yeşil alanlar bulunacak ve gökyüzündeki camdan bir sarayı andıracak.
İlk 6 kat otopark
Eylül 2008’de bitmesi planlanan inşaatın ilk 6 katı şimdiden tamamlanmış. Yüksekliği 60 katlı normal bir konuta eşdeğer 173 metre olacak olan Antilia rezidansı buna rağmen sadece 27 kat olacak. Bu da tavanların ortalama 3 metre yükseklikten çok daha yüksek yapılacak olmasından kaynaklanıyor. İlk 6 katı sadece aile fertlerine ait 168 otomobilin park yeri olarak kullanılacak. Binanın yedinci katında ise otomobillerin bakım ve tamiratı yapılacak. Eğlence merkezi olacak sekizinci katta 50 kişilik bir mini sinema salonu bulunacak. En üst dört katında Mukesh Ailesi yaşayacak. Alt katlarda misafirlerin ağırlanacağı daireler yer alacak.

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Yeni Projeler

UBS’in 2007′de toplam mortgage zararı 18.4 milyar dolar

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 31st

ABD’de patlak veren batık mortgage kredilerinin neden olduğu krizin Avrupa’ya sıçramasıyla en büyük darbeyi yiyen İsviçre merkezli UBS, toplam zararının 18.4 milyar dolar olduğunu açıkladı. Avrupa’nın varlıkları bakımından en büyük bankası konumundaki UBS’in, 2007′nin sadece son 3 ayında kredi krizi nedeniyle 11.45 milyar dolar zarar yazdığı bildirildi. Bankanın 2007 için net toplam zararının ise 4 milyar doları bulması bekleniyor. Bu zarar bankanın yaklaşık on yıl önceki kuruluşundan bu yana kaydedilen ilk yıllık zarar olması bakımından büyük önem taşıyor.
Küresel piyasalardaki mortgage zararının toplamda 130 milyar doları bulduğu belirtilirken, UBS’in 4′üncü çeyrek zararının Citigroup ve Merrill Lynch gibi mortgage’dan en çok etkilenen ABD’li şirketleri de geride bıraktığının altı çiziliyor. Reuters haber ajansına konuşan AXA Investment Managers’ın stratejistlerinden Franz Wenzel, 2007′nin bankacılık sektörü ve finans piyasaları açısından korkunç geçtiğini belirterek, “Pek çok banka tüm zararlarını 2007 verilerine sokup, yeni yıla temiz bir bilançoyla girmek istiyor” dedi.

İstifa çağrıları artar
Bu arada, yıllık zararın da açıklanmasının ardından iyice köşeye sıkışan UBS’in Yönetim Kurulu Başkanı Marcel Ospel’e yönelik istifa çağrılarının artması bekleniyor. Ospel geçen hafta yaptığı açıklamada bankanın 2007 yılı zararları nedeniyle ABD birimini kapatmayı planladığını bildirmişti. Öte yandan, kriz nedeniyle likidite sıkıntısı yaşayan UBS geçen ayda Singapur hükümetinin Investment Corporation şirketi ile Ortadoğulu ismi açıklanmayan bir yatırımcıya 11.8 milyar dolarlık hisse satışı yapılacağını duyurmuştu.

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Dış Haber

Kentsel Dönüşüm Projesi’nin Temeli Önümüzdeki İnşaat Sezonunda Atılacak

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 30th

kentsel-donusum-projesi-nin-temeli-onumuzdeki_o.jpgErzurumYakutiye Belediyesi ile TOKİ arasında imzalanan Yakutiye Kentsel Dönüşüm Projesi’ne inşaat sezonunda başlanacağı bildirildi.

Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilk bölümünün iki etap olarak planlandığı belirtilerek Hasanibasri ve Rabiahatun mahallelerinde ilk bölümü planlanan projenin ardından Habibefendi ile Mehdiefendi mahallelerinde de devam edileceği ifade edildi. Yakutiye Belediye Başkanı Fahrettin Atınç, TOKİ ile varılan anlaşmalar gereği Yakutiye sınırları içerisinde zincirleme projelerin gerçekleştirileceğini belirterek; “TOKİ ile ‘Kentsel Dönüşüm Projesi’ çalışmalarımız çok uzun bir süre alacak. TOKİ’nin önceki dönemden başlayan konutların devamı olarak Hasanibasri ve Rabiahatun mahallelerimizde iki etap halinde 504 adet konut yapılacak. Bu etabın ilk bölümüne inşaat mevsimiyle birlikte Hasanibasri mahallesinde başlanacak. Burasının tamamlanmasıyla Rabiahatun mahallesindeki konutların yapımına başlanacak. Bu etap tamamlanınca üçüncü evre çalışmaları Habipefendi ve Mehdiefendi mahallelerinde yapılacak. TOKİ ile Yakutiye Belediyesi işbirliği ‘Kentsel Dönüşüm Projesi’ çerçevesinde çok uzun yıllar devam edecek.” dedi.

Read More

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler

Bursa’nın Yeni Oksijen Deposu Merinos Parkı’nın Çalışmaları Sürüyor

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 30th

bursa-nin-yeni-oksijen-deposu-merinos-parki-nin_o.jpgBursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, Bursa’nın 260 bin metrekare alanla yeni oksijen deposuna kavuşacağı Merinos Parkı inşaatında incelemelerde bulundu.
‘Türkiye’nin Projesi’ olarak nitelendirilen Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi ile iç içe inşaatı devam eden Merinos Parkı’nda incelemelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, çevre düzenlemeleri hakkında yetkililerden bilgi aldı. Merinos Parkı’na mevcut ağaçlara ilave olarak yeni ağaçlar dikeceklerini söyleyen Başkan Şahin, “Bizler Merinos Parkı’nın çevre düzenlemesine çok önem veriyoruz. Merinos’ta mevcut ağaçlarımız var. Özellikle yürüyüş yollarının sağ ve sol kısımlarına da yeni ağaçların dikilmesi ve yerlerinin belirlenmesi konusunda çalışmalar yapıyoruz. Buraya yaklaşık olarak 15 türde 2500 adet ağaç dikmeyi planlıyoruz. Bu düzenlemeyle birlikte Merinos Parkı, çok daha güzel ve çok daha anlamlı bir mekan haline gelecektir. Bursalılar, yeşil ve beyaz başta olmak üzere burada her rengi görebilecekler” diye konuştu. Read More

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler

Kahramanmaraş’ta Akdere Köprülü Kavşak İnşaatı Devam Ediyor

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 30th

Kahramanmaraş Belediyesi, trafik sıkışıklığının olduğu yerlerde trafik akışını daha düzenli hale getirmek için planlanan çalışmalar kapsamında başlattığı Akdere köprülü kavşak inşaat çalışmalarını sürdürüyor.

Şehir içi ulaşımı daha güvenli, daha kolay hale getirmek ve trafik sorununu ortadan kaldırmak üzere köprülü kavşakların yapımına ağırlık veren belediye, bu kapsamda 2007 Ekim ayında yapımına başlanan Akdere köprülü kavşağın inşaat çalışmaları devam ediyor. İstimlâk ve imar planına uygun şekilde belirlenerek kamulaştırılan evlerin yıkılmasıyla başlanan köprülü kavşak inşaatında bir taraftan içme suyu, yağmursuyu, kanalizasyon gibi alt yapı işleri tamamlanırken, diğer taraftan da menfez ve kazı çalışmaları yapılıyor.

Devam eden köprülü kavşak inşaat çalışmalarıyla ilgili bir değerlendirmede bulunan Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz; “Akdere köprülü kavşak çalışması başka bir çalışmanın devamı niteliğindedir. Kuzey çevre yolunun devamı niteliğindeki kavşak bu bölgedeki ulaşımı rahatlatacak. İhalesi geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen ve yapımına başlanan Akdere Köprülü Kavşak çalışmalarında şuana kadar sorun yaşanmadı. Özellikle köprülü kavşak için gerçekleştirilen istimlâk çalışmaları sorunsuz şekilde tamamlandı. İnşaat çalışmaları da aralıksız devam ediyor.” dedi. (Cihan Haber Ajansı)

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler, Devam Eden Projeler

İnşaat Fuarı 200 Firmanın Katılımıyla Açılıyor

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 30th

Adana İnşaat Fuarı, 200′e yakın firmanın katılımıyla yarın TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılacak.

 

TÜYAP Akdeniz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Başkanı Bülent Yamaç, Anadolu Yapım Müteahhitleri Federasyonu, TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi, İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi, Adana Müteahhitler Birliği, Gaziantep İnşaat Müteahhitleri Derneği, Hatay Yapım Müteahhitleri Derneği, Kayseri İmar İnşaat İşverenleri Derneği, Malatya Müteahhitler Derneği, Mersin İnşaat Müteahhitleri Derneği ve Şanlıurfa Müteahhitler Derneği tarafından desteklenen fuarın 2 Şubatta sona ereceğini belirtti.

 

Fuara Almanya, Amerika, Avusturya, Belçika, Çin, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Hollanda, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Kore, Rusya, Ukrayna ve Türkiye’den katılan firmalar fuar süresince ürün ve hizmetlerini tanıtacak. Yamaç, 2007 yılında düzenlenen İnşaat Fuarı’na farklı ülkelerden 50 binin üzerinde ziyaretçi katıldığını, bu sene en az yüzde 33 oranında bir artış hedeflendiğini kaydetti. (Cihan Haber Ajansı)

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Fuarlar

Manavgat’ta Yapımı Devam Eden Asma Köprüden İlk Geçiş 15 Mayıs’ta Olacak

Written By: İnşaat Bölümü on Oca 30th

Manavgat Belediyesi’nin yaptırdığı Türkiye’nin üçüncü asma köprüsü 15 Mayıs’ta hizmete girecek. Yapım çalışmaları hızla süren köprü Şelale Mahallesi ile Çağlayan Mahallesini birbirine bağlayacak.

 

Belediye Başkanı Zeynel Şenol, 11 milyon 500 bin YTL’ye mal olacak köprünün Manavgat’ın 2 yakasını bir araya getireceğini söyledi. Taşıt köprüsünün 202 metre uzunluğunda ve Manavgat Irmağı’na 30 fore kazık çakılarak yapıldığını belirten Zeynel Şenol, inşaatın bitmesiyle şehir içi trafiğinin büyük oranda rahatlayacağını ifade etti. Manavgat’a yapılan köprünü İstanbul Haliç’te yapılacak olan taşıt köprüsüne model olacağını belirten Şenol, 4 ay sonra dünyanın 176′ncı büyük taşıt köprüsünü hizmete açmanın mutluluğunu yaşayacaklarını ifade etti. Zeynel Şenol, “Seçim öncesi halkımıza verdiğimiz sözleri bir bir yerine getiriyoruz. Taşıt Köprüsünün hizmete girmesi ile birlikte Manavgat trafiği rahatlayacak. Allah’ta mani çıkmazsa köprünün üstünden 150 Mayıs’tan itibaren geçişler başlayacaktır. Araştırmalarımıza göre dünyada bu ayarda köprünün yapımı 2 yılda bitirilmiş. Köprüyü yapan firmanın gayretli çalışması ile biz 16 ayda bitireceğiz. Köprü Manavgat Belediyesi’nin gelirleri ile yapılmaktadır. Yapılan köprü Türkiye’nin üçüncü asma köprü olmasının yanında kendi konumunda ilk olacak.” diye konuştu.

 

Asma köprünün planını yurt dışında kendini ispat etmiş Avusturya-Alman ortaklığında bir firmaya çizdirdiklerini belirten Özensan Firması Sahibi Erdoğan Özen, Manavgat Irmağı içine çakacakları demir kazıklarda B-30 betonu kullanacaklarını ifade etti. Köprü yapım çalışmalarını yurt dışındaki teknik ekibin direktifleri doğrultusunda yaptıklarını aktaran Erdoğan Özen, teknik bir arıza olmazsa köprü yapımının 4 ay içinde bitirilerek geçişe hazır hale geleceğini kaydetti. (Cihan Haber Ajansı

No Notes add yours now!
Filed Under: Under: Belediyeler, Devam Eden Projeler
Sponsored by Bar Jobs | Website Hosting | Free Penpals